20 Kasım 2020 Cuma

Yaşamın Biri Bin Para


Ellere dizlerinde
Hayata ekmek diye bakan
Bir demet gülü servet edinmiş
Kara toprağın kara kadını
Her demetinde ayrı bir çocuk gizli
Her biri bir defter bir silgi
Kolay dönüşmüyor koca servet mangıra
Bu toprakta gülün biri bir para
Geri dönüp baktığında
Bir metro köşesine sıkışmış
Yaşam dediğin palavra
Sat gülü ver parayı
Ver parayı al kalemi kitabı
Evde velet inler
Okulda öğretmen
Apartmanda yönetici aidat bekler
Vurmuş sırtına devlet baba
Hani vergim nerede diye sokağı dar eder
Apartman, okul nerede be
Bizde kalan
Rutubet kokan tek göz oda
Damı akan okul dedikleri üç beş sıra
Para mı
Ha
O bizde çok
Gelen ister giden ister
Emek mi
Boyun eğmeden kazanılan
Cebimize sokmadan
Çıyanın ağzına düşen üç beş lira
Bu toprakta yaşamın biri bin para
Aldığın oksijen verdiğin karbondioksit
Tepe tepe kullandığın yol
Var ya
Hepsi para
Kocamak parayla
Doğmak parayla
Pamuk bile parayla
Korkma
En son şu koydukları iki metrekare var ya
Hah işte o da parayla
Elde kalan?
Elle tutulmayan
Gözle görülmeyen

Tabut II

Ölümü getirdiler koydular önümüze,
Ayağımızın ucuyla itiverdik.
Korkumuzdan değil, 
Biz bu dünyaya çivi çakmaya geldik

Tabut I

Gıcırdayan kurtlu bir tabutta
İki metre kareye gömülen umutlarım
Yıllar sonra
Bir selvi boyunda arz edecek

Bekliyorum

Bekliyorum
Saat kulesinin önünde
Bire bir kala
Koşuşturuyor
Ayağında parlak iskarpin
Avucumdaki heyecanım yelkovanın peşinde
Çocuksu huylar içimde
Bekliyorum

18 Ekim 2020 Pazar

Babam

Babam

Bulut yüklü koca dağım

Selam

Uyan

Buradayım

Eteklerinden buz gibi sular içmeye geldim

De hele nicesin

Babam

Derya yüreklim

Yağ artık

Avuç açmış bekleşirim

Adanmışım, yoldaşım

Uyan

Buradayım

Katre olup canına can katmaya geldim

Gayrı düğümlendi nefesim

De hele nerelerdesin

Akıtmadın gözlerinden incileri

Etmedin ses babam

Kirli kirli dertlerle nasıl da bembeyaz kaldın

Kanatlarımı kara tabuta mıhladılar

Gönlümün cılız tepelerini susuzluğa kodular

Soldurdular, kınadılar

Yoruldum

De hele nasıl dayanayım

Atam

Yoldaşım

Selam

Uyan artık

Buradayım


20 Eylül 2020 Pazar

Duruş

Bekliyorum
Saat kulesinin önünde
Bire bir kala
Koşuşturuyor
Ayağında parlak iskarpin
Avucumdaki heyecanım yelkovanın peşinde
Çocuksu huylar içimde
Bekliyorum

4 Eylül 2020 Cuma

Bir Eylül Meselesi

Bir Eylül meselesiydi tüm bu yaşananlar.
Güneşin hafif karaya çalmış yağmur bulutlarının arkasına saklanması.
Bulutların zayıflamaya başlamış güneşle köşe kapmaca oynayarak dalga geçmesi
Koca koca perdelerin sıcaktan nefret eden bedenime derin taze bir nefes aldırması
Esen meltemin son noktasının bir tutam ağarmış saçım olması
Hışırdayan yaprakların selamı; rüzgarın dilinden mai göklere salması
Dikilmiş pencereye; elimde dumanı rüzgara karışmış kahvemde yere ilk süzülen yaprağın tadı
Sonrası yağmurun toprak kokusuna vefası.